Ads Top

Bir Süper Gücün Doğuşu : Japonya

Bir Süper Gücün Doğuşu : Japonya

Bu yazımda benim en çok ilgimi çeken en çok merak ettiğim ve süper güç diye adlandırılan ülkelerden biri olan Japonya'yı konuşacağız. Nasıl bu kadar büyüdüklerine , tarihine hadi bakalım. Ilk önce Japonya hakkında bilmemiz ve unutmamamız gereken 2 şey vardır. Bunların birincisi Japonların çok çalışkan insanlar olduğu, ikincisi ise çok kararlı ve dürüst insanlar olduğudur. Japonlar çok akıllı insanlar daha 1.yy. ve 3.yy. arasında Çin'e yapışmışlar. Ve Çin'e öğrenci yollayıp oradan bilgi alıyorlar,okur yazarlığı geliştiriyorlar ve alışveriş yaparak ülkenin ekonomik durumunu geliştiriyorlar. Tabi aynı zamanda Japonya Çin'e çok büyük saygı duyuyordu Çin Japonya için büyük abiydi o zamanlar. Japonya geçmişi dönem dönem ayrılmıştır. Bu döneme de koful dönemi denir. Nara dönemi ise 700'lü yıllar, bu dönem Japonya için cok uğursuz bir dönem çünkü çiçek hastalığı çıkmış, deprem ,kuraklık olmuş, açlık çıkmış bu dönemde. Ve nüfusun %25'i ölmüş. O dönemin imparatoru akıllılık edip halka " siz bir dine inanmadığınız için başımıza bunlar geliyor" demiş ve budizm dini bu şekilde yayılmaya başlamış. Japonya dinle uğraşıp birazda kalkınmaya başladı derken 13.yy'da moğol istilasına uğramış. Ve japonlar moğol istilasıyla uğraşırken savaşabildiklerini fark etmişler. Bunun üzerine samuraylar yetiştirmeye başlıyorlar fakat çok fazla ülkeyle alışveriş yapmadıkları için çok da savaşmıyorlarmış. O dönemler Japonlar sadece 2 ülkeyle alışveriş yaparmış,Çin ve Hollanda. Tabii bu durum Amerika'nın dikkatini çekmiş. "Neden bizimle alışveriş yapmıyor? Toprakları verimli olmalı " diye düşünerek Japonya'yı yoklamış. Bu durumda Amerika'nin 4 gemisini Japonya'ya yollamasıyla başlamış. 8 TEMMUZ 1853 . Japonya'nın bir daha asla eskisi gibi kalmayacağı tarih! Gemilerin içinde cephanelikler , toplar ,buharlı tren, telgraf ,teleskop , saat gibi japonya da olmayan ilginç aletler getirmişler. Ve Amerika Japonya'ya "Görüyorsunuz biz bu teknolojiyle eger bizimle alışveriş yapmazsanız limanlarınızı yıkarız " demişler. Japonya da dışarıya açılmak istemiş fakat Amerika'ya güvenememiş. Japonya bu teklife biraz kararsız bakınca Amerika ikinci silahlarını kullanip Japonya limanına yuvarlak bir demir yolu kurmuş ve bir buharlı lokomatifi çalıştırmış bunu gören Japonlar korkup bir şeylerden eksik olduklarını düşünmüşler ve Amerikan'nın teklifini mecburen kabul etmişler. Amerika ile alışveriş yaparken boş durmamışlar tabi ilk fabrikalarını kurmaya başlamışlar , ilk fabrikaları ipek fabrikası. Ve dünyadaki teknisyenleri getirtirmeye başlamışlar. Ülkenin en yüksek devlet adamlarından bile 4 kat fazla maaş vererek başlattıkları teknisyenlerden ders alarak fabrikaların başına kendileri geçmişler ve yerli üretimlerine başlamışlar. Fabrikalaşma oldukça ülke gelişmiş. Mitsubishi kurulmuş ve geliri çin gelirinin 2 katına çıkmış. Sene 1910 olduğunda Japon kadınlarının okur yazar orani %90 , Japon erkeklerin de %96 sı okuma yazma bilip okul bitirmiş. Malesef bu oran bizde şuan bile yok. Japonya'nın büyümesinde ki en büyük etken eğitime verdikleri önem. Araya kısacık bir bilgi sıkıştırırsak Japon okullarında çalışan temizlik görevlileri yokmuş öğrenciler kendi siniflarini ve tuvaletlerini kendileri temizliyormuş ve bu egitimlerine engel olmuyormuş. Ve burdaki amaç temizliğe önem vermeyi aşılamakmış ve sorumluluk sahibi çocuklar yetiştirmek. Bence çok ince düşünülmüş güzel bir kural bu. Konumuza dönelim böylesine hızlı büyüyen Japonya tabiki savaşlar da yapmış bu arada ve onlardan büyük bir zaferle çıkmış. Kazandıkça büyümüşler ve kendilerine olan güven de artmış. Bu hızlı yükseliş hiroşima ve nagasaki atom bombalarına kadar sürmüş. Amerika'nın bu bombaları atmasında iki neden var. Birincisi bu kadar hızlı büyüyen Japonya'yı durdurmak ve kendinin güçlü bir devlet olduğunu bunu yapabildiğini göstermek. Tüm gücünü yitiren Japonya'ya Rusya yardım edip ayağa kaldıracakken bu durumdan korkan Amerika Japonya'ya tekrar toparlanması için yardım etmiş. Çünkü eğer Rusya yardim etseydi ikisi birlikte Amerika'ya karşı savaşabilirlerdi. Ve Japonya kendini 20 sene gibi kısa bir sürede toparladı. Atom bombalarıyla dağılan ülke o an bile eğitime değer devam etmişler. Ve Tokyo'ya bir köprü yaparak inşaat sektöründe ne kadar iyi olduklarını gosterdiler, dünyaya mühendis ve mimar sattılar. Japonya az ithalat cok ihracat yapmayı benimsemişlerdir. Sadece kendi yetiştirebildiklerini yemişler ve fazlasını istememişler. Ve kimse fabrikada çalışmaktan gocunmamış. Ve en kötü zamanlarında bile ülkeyi terk etmeyi düşünmemişler.( Bizim ülkemizdeki vatanseverliğinden şüphe duyduğumuz param olsa bir dakika durmam şu ülkede diyen insanlar gibi düşünmemişler) Evleri küçük sade minimalist ama fabrikalari büyük yaptırmışlar ve kimsede daha büyük ev isteyip durumdan şikayetçi olmamış. Japonya'yı japonya yapan en büyük etkenlerden biride tek bir ulus olup birbirlerine bağlı olup hep ülke için çalışıyor olmalarıdır.

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.