Ads Top

Algoritma Nedir ? Geçmişten Günümüze Algoritmanın Hikayesi



Algoritma Nedir ? Geçmişten Günümüze Algoritmanın Hikayesi


Merhaba arkadaşlar, bugün sizlerle beraber algoritmalarla başlayan bir fikrin telefon ve bilgisayar olarak nasıl hayatımıza girdiğini inceleyeceğiz.

Bilgisayarlardan binlerce yüzyıl önce, 9. Yüzyılda Türk bir bilim adamı olan Ebu Abdullah Muhammed İbn Musa El Harezmî den gelir algoritma kelimesi. Çok tanıdık değil mi bu isim? Cebirin babası olarak bilinen Harezmi çok büyük bir matematikçidir. “Kitab-Ül Muhtasar Fi Hesab El-Cebr Ve’l Mukabele” kitabı  ilk cebir kitabı ve ilk algoritma koleksiyonudur. Avrupa’da büyük ilgi görür bu kitap. Avrupalılar ismini telaffuz edemezler ve ‘’algorizm’’ derler. Arap sayıları kullanarak aritmetik problemler çözme kuralları anlamına gelir bu kelime. Daha sonra da günümüze kadar “algoritma” haline dönüşür.

ALGORİTMA NEDİR?

Peki, nedir bu algoritma ve ne işimize yarıyor? Algoritma fikirdir. Bir problem çözümünde bize yöntem sunar.
Algoritmalar problem çözmeyi amaçlayan bir dizi talimatlar bütünüdür. Bu talimatlar basit olarak başlangıç ve bitişten yani sonuçtan oluşur. Bu sonuçlar ise hayatımızı kolaylaştırmasının kanıtıdır. Nasıl olduğunu hep beraber inceleyelim.

Değişkenler, algoritma ve akış diyagramları bileşenlerini kullanarak ulaşabileceğimiz en iyi sonuçtur. Değişkenler, dışarıdan girilen kısmı temsil eder. Bizim girdiğimiz değerleri tutar. Algoritma, gerekli adımları mantıklı bir şekilde sıralar ve işlemi planlar. Akış diyagramı, algoritmaları birbirine bağlar ve sonuca ulaşılır. Özellikle programlamada sık sık duyduğumuz algoritma aslında programlama dili değildir. Ona yardımcı bir zemindir.
Algoritmalar gündelik hayatlarımızın merkezinde bulunurlar ve yaşantımızı şekillendirirler. Sadece programlamada duymamız büyük bir kısıtlamadır. Çünkü farkında olmasak bile bizler de ilk önce sistemi başlatırız, sorunu tanımlar ve kendimiz için uygun olan en iyi sonucu buluruz.
Cebirin atası El Harezmi de olsa bazı yöntemler daha önce de kullanılıyordu. Hepimizin ismini çok iyi bildiği, M.Ö. 330 – 275 yılları arasında yaşamış olan Öklid, “Ebob” yani iki sayının en büyük ortak bölenini bulma işlemini bulmuştu. Ancak Harezmi’nin çalışmaları 12.yy ‘da Latinceye çevrildikten sonra bu çalışmalar tekrar ilgi görüyor.

 Zamanda biraz daha ilerliyor ve 20.yy’a kadar geliyoruz. O zamanlar düşünülen soru ise ‘‘Matematiksel bir ifadenin doğruluğunu veya yanlışlığını gösterebilecek bir algoritma olabilir mi ‘‘?  Değeri çok geç anlaşılacak olsa bile o zamanlar çok büyük bir deha yetişiyor. Bu konu üzerine bir makale yayımlıyor. “Hesaplanabilir Sayılar: Karar Verme Probleminin bir Uygulaması” adlı makalesinde, Turing makineleri fikrini ortaya atıyor. Bu makineler, karmaşık matematiksel hesaplamaların çözümünü bir düzenek tarafından yapılmasını sağlayan hesap makinesi olarak tanımlanabilir.  Bu bahsettiğimiz deha tabii ki bilgisayar biliminin kurucusu Alan Turing.  Turing makinesi her türlü karmaşık matematiksel modeli sadeleştirip bir çözüme ulaştırmayı amaçlıyor. Yıllardır bu konular üzerine çalışmış olan Turing, II. Dünya Savaşı yılları boyunca da Hitler Almanya’sının meşhur şifreleme sistemi olan Enigmayı çözmek üzerine çalışır. Enigmayı çözmenin zor yanlarından biri de mesajların her 24 saatte bir yenilenmesidir. Bunun üzerine çalışan diğer bilim adamları bir sonuca yaklaşmış bile olsa 24 saat sonra bunun bir önemi kalmamaktadır. Almanların haberleşme sistemi olan Enigma çok karmaşık bir sisteme sahiptir. Alan Turing’in görüşü ise bu kadar karmaşık bir sistemi barındıran bir makineyi yine bir makinenin kırabileceği yönündedir. Bombe isimli bir makine tasarlayan Turing, Almanların haberleşme sistemini çözer ve Almanları savaşta bir adım geri de bırakır. Bu buluş inanılmaz bir zafer ile sonuçlanmış ve 14 milyon insanın hayatı kurtulmuştur. Ayrıca bu kadar karmaşık hesaplamaları algoritma ile bir makine tarafından çözülebilecek olmasını da kanıtlamış olur.

Bu kadar mükemmel bir insanın hayatı da bir o kadar kötü bir şekilde sonuçlanıyor. Eşcinsel olduğu ortaya çıkan bilim adamı kesinlikle kabul görmüyor yaşadığı toplumda. O yılların İngiltere’sinde eşcinsellik akıl hastalığı ve yasa dışı bir suç olarak kabul görüyor ve ona çok kötü seçenekler sunuluyordu. Bir gün hizmetçisi tarafından evinde ölü bulunan Alan Turing, içine siyanür enjekte edilmiş bir elmadan zehirlenmişti. Her ne kadar kesin denmese bile intihar ettiğine kesin gözle bakılıyor.  Zamanında hak ettiği değeri görmeyen ve yıllarca üstü kapatılan bir deha oldu Turing maalesef. O da çoğu meslektaşı gibi ölümünden yıllar sonra değeri anlaşıldı.
Bugün bilgisayar, telefon denilince akla gelen ilk isim Alan Turing’dir.
Antik yunan döneminden, Harezmi’ye ve oradan da değeri çok geç anlaşılan bir deha olan Alan Turing’e kadar uzanan algoritmaların dünyasından biraz bahsetmeye çalıştım bu yazımda arkadaşlar. Aslında olaya biraz daha geniş bakarsak ve bilim insanlarının düşüncelerini anlamaya çalışırsak o yıllardan günümüze kadar gelen bu dönem, yapay zeka fikrinin çok eski olduğu ve temellerinin buralara kadar değdiğini de gösteriyor. Onlar algoritmaları makinelere dönüştürerek aslında insanların asla ulaşamayacağı hızlarla sonuçlara ulaşabilmeyi amaçlamıştır. Bu algoritmaların sihri de iyi bir matematikte saklı olmasıdır.
Eğer bir yerde bir problem varsa çözüm algoritması da çok uzak değildir. Soyut matematik problemlerinin çözümlerinden, internette bir şeyler aramaya kadar her şeye yardımcı olur algoritmalar. Ve biz mühendislerin de algoritmalar gibi en iyi çözümü bulmayı amaçlaması gerekiyor. 

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.